Fotoğraf Grubumuza katılın
Doğa Grubumuza katılın
Patikatrek organizasyonları Türkü Turizm güvencesi ile yapılmaktadır.
Belge no: 3959
YAĞMUR ALTINDA BİR DOĞA YÜRÜYÜŞÜ

Kalemi elime almayalı uzun zaman oldu. En son günceyi Kaçkar Dağları Trans geçiş yürüyüşümüzü paylaşmak anlamında yazmıştım. Yaz dönemi hızlı geçti, yoksa bana mı öyle geldi bilmiyorum. Şaka maka koca bir yılı daha geride bırakıverdik işte; Aralık ayının son haftasındayız. 2011 yılı içinde kendi mekânımızda yaptığımız yenilenme çalışmalarıydı belki zamanı kovalayan, kim bilir. Ya da yeni mekânda yeni bir şeyler yapabilme heyecan ve coşkusu içinde yitip gidiverdi ellerimizin arasından zaman.

Doğa yürüyüşleri sezonu başladığında zamanın kontrolsüz bir şekilde hızlı aktığını biliyoruz aslında. Yeni bir Sezona daha başlama heyecanı, yeni yüzlerin aramıza katılması, yeni dostluklara merhaba diyebilmek ve yeni bir şeyleri inşa edebilmek telaşı, önceden görmediğimiz rotalarda yürümek heyecanı alıverdi elimizden zamanı apansız. Eylül ayı başında açtığımız doğa yürüyüşleri sezonunun nerdeyse ortasına geldik… Ocak ayı ile birlikte yani yeni yılda yepyeni bir dönem de başlıyor… Her yerde kara kış hüküm sürerken Ege’nin bazı bölgelerinde çiçekler açmaya başlar dersek birçoğunuz inanmayacak bize ya, neyse; gelecek günlerde “ Çiçek serisi “ doğa yürüyüşlerimiz başlıyor diye anonslar duymaya başlarsınız Patikatrek sayfalarından. O günü, zamanı geldiğinde konuşuruz diyerek biz bu güne dönelim isterseniz.

Son haftalarda Ege’ye düşen yağmur miktarı sanırım mevsim normallerini yakaladı. Toprak suya doydu. Dereler su tutmaya başladı ki bunu doğa yürüyüşlerimiz esnasında üzerinden geçtiğimiz derelerin coşkusundan anlayabiliyoruz. Geçtiğimiz hafta sonuna yakın yağmaya başlayan yağmur, zaman, zaman şiddetini artırarak bu yazının kaleme alındığı saatlere kadar yağmaya devam etmekteydi. Böyle günlerde doğa yürüyüşlerine katılımcı sayısı olağan bir şekilde azalır ki,artık bu durumu kanıksadık. Yağmurlu günlerde liste oluşturmuyoruz zaten, çünkü listelerdeki hesaplar bir türlü tutmuyor efendim. Geçtiğimiz Pazar yaklaşırken meteoroloji uzmanlarının “aman dikkat sel baskını olabilir “ türünden anonslarını da işin içine ekleyince masamın üstünde duran listeyi katlayıp dosyaladım. Kim gelirse diyerek doğaçlama bir hazırlığa başladım. Pazar sabahı dördü çok yeni olmak üzere 12 kişi buluştuk servis aracımızda. Bayan üyelerin yokluğu ( İki arkadaşımız hariç ), alınmasınlar ama onların bu spora bakışı ve yaklaşımları konusundaki düşüncelerimize de ışık tuttu hani. Tamam, anlarız bayanlar “narin yaratıklardır ” ve onların bu narinliğini biz asla bir zayıflık olarak görmedik hiç… Doğa sporlarının en basit ayağı olan Doğa yürüyüşlerinin basitliği kadar bir disiplin ve dayanıklılık sporu olduğunu söyler dururuz çenemiz her açıldığında. Bu dayanıklılığın sınırlarını da Kadın erkek ayrımı yapmadan ekibin genel performans durumuna göre biz ayarlar ve keyif almanın ötesine geçip de bir eziyet olma durumunu hiç yaşatmadık.

Saat 10.00 da yağmurun açacağını ve yağışın bölgeyi terk edeceğini tahmin ettik bir gün öncesinde. Tahminimiz doğru da çıktı; saat 12.50’ye kadar tek damla düşmedi üstümüze; Geceden yağan yoğun yağışın dallarında su zerrecikleri bıraktığı çam ormanında, ağaç dallarından üstümüze düşen  damlaları saymazsak...  Ancak gün ilerledikçe tepemizde toplanmaya başlayan kara bulutlar, yere yağmur olup akmak için şiddetli lodosun dinmesini beklermiş meğer.

 

Ege denizinden kalkarak, Ürkmez Doğanbey üzerinden ana karaya ulaşan hava akımıyla bir anda bardaktan boşalırcasına yağmaya başlayan yağmur tam üç saat aralıksız yağdı. Böyle havalarda yaptığınız doğa yürüyüşlerinde eğer ağaçlık veya çalılık bir patikadaysanız normal yağışın etkisinden çok daha fazla ıslanırsınız. Bunu deneyimlerimizden bildiğimiz için yağmurun başlamasına yakın, çalılık patikalardan ayrıldık; yolumuzu uzatma pahasına. Yağmur daha şiddetli iner belki başınıza ama en azından yağmurluklarınız sayesinde akıp gider yere; ancak çalılık alanlarda, ayaklarınızın içi de dışı da su olur çıkar, dallara sürtündüğünüz her anda…

 

Yağmur altında yürümek kuru kaldığınız sürece keyifli olabilir, fakat eğer içinde bulunduğunuz hava akımı soğuk ise, ıslaklığın da etkisiyle hissedilen sıcaklık değerleri en az iki katı artar ki, yürümek dışında yapacağınız her şey o andan itibaren risk içermeye başlar. Islanan giysileriniz ağırlaşır, ısınan kaslarınız ıslaklığın etkisiyle çok daha çabuk soğur ve doğal olarak adımlarınız yavaşlar, temponuz düşer. Temponuz düştükçe yolunuz uzar ve aynı zamanda daha çok ıslanırsınız. Islandıkça da yukarıda sıraladıklarımız doğru orantılı olarak artmaya devam eder. Normal günlerde daha uzun mesafede harcadığınız enerjiyi katbekat fazlasıyla harcarsınız… Bu gibi durumlarda kısa soluklanmalar dışında, mola vermek kaslarınızın soğuması, vücut ısı dengenizin hızla değişmesi demek olur ki, bunu tersine çevirmenin en kestirme yolu bir an önce kuru giysiler içinde vücut ısı dengesini yeniden sağlamak gerekir.

Her zaman saat 13.00 de verdiğimiz olağan büyük molaya ulaşmadan yağmura yakalanmamız şansızlıktı belki ama kararlı bir şekilde mola vermeden yürüme kararı almak da en isabetli olanıydı ekibin güvenliği için. Şiddetli yağmur altında devam eden dört saate iki saat öncesini de eklediğinizde hiç mola vermeden aralıksız altı saat doğa yürüyüşü yapmak da her babayiğidin gerçekleştirebileceği, hele de şikâyet etmeden yapabileceği bir şey değildir hani… Bu yüzden bu hafta doğa yürüyüşünde olan arkadaşlarımızın hepsi başarılıdır ve hepsi de övgüyü hak ettiler. Bütün arkadaşlarımızın zor koşullar altında kaldıklarında gösterecekleri performanslarını biz iyi ölçtük, onlar da kendi sınırlarını iyi tahlil ettiler diye düşünüyor ve bundan sonraki yol arkadaşlığımızın daha bir sağlam temele oturduğunu ilan etmek istiyoruz… En azından ben, bu ekiple her zaman her koşulda yol almaya hazırım…

Saat 16.00 ya yaklaşırken vardığımız Payamlı köyünün tek kahvesi nerdeyse tamamen bize hizmet verdi. Üstümüzden ıslak giysileri atıp da kuru giysilere bürününce hepimizin neşesi yerine geldi. Sıcak çaylar eşliğinde yenen gecikmiş öğle yemeği ile kaybolan enerjiyi geri depolayınca yüzlerde gülümseme izleri görülmeye başladı. Hatta bel altı esprilerle dolu fıkralar ortalığa saçılmaya başladı ki köy kahvesinin ihtiyar müdavimleri bile gülmekten geri kalmadı.

Bize ait bir özdeyişi bir kez daha söyleyerek bu yazıya da noktayı koyalım efendim…

Her doğa yürüyüşü sonrasında yüzünüzden gülücük eksik olmasın…

Haftaya başka bir rotada görüşmek umuduyla.

 

 

DİĞER HABER VE DUYURULAR