Fotoğraf Grubumuza katılın
Doğa Grubumuza katılın
Patikatrek organizasyonları Geziport Turizm güvencesi ile yapılmaktadır.
Belge no: A-9785
ŞELALELER DİYARI ; ERFELEK



Sinop’a 28 Km uzaklıkta, küçük ve şirin bir ilçedir ERFELEK. Eskiden halk arasında Cumayanı adıyla anılırmış. Bilinen geçmişi, yerleşim yeri olarak 1750 li yıllara dayanır. 1876 yılında Bucak olan beldenin adı Karasu olarak değiştirilmiş. 1911 yılında Nahiye merkezi olarak teşkilatlanan Karasu,1960 yılının 1 Nisan günü, tatlı bir," Nisan bir "şakası gibi ilçe statüsü kazanmıştır.

Bu şirin ilçe, bu günkü adını etrafındaki Erfelek ormanlarından almıştır.İlçenin kuruluşundan bir yıl sonra,Erfelek Belediyesi kurulmuştur.

İlçenin ekonomisi tarım,hayvancılık ve ormancılığa dayanır.İlçe topraklarının % 68 ‘i orman ve koruluk,%29.4 ‘ü tarım arazisi, %2,1’i de meradır.Nüfusunun büyük bir bölümü ormanlarda yaşamaktadır. Eğitim seviyesi ortalamalrın çok çok üzerinde olup,% 98 lik bir okuma-yazma oranına sahiptir. Geri kalan % 2 lık bölümü ise, yaş ortalaması okuma-yazma için elverişli olmayan yaşlılardan oluşur. Yıl içinde ortalama nüfusu 4.000 olan Erfelek’te ,yaz aylarında gurbetci hemşehrilerinin ilçeye dönmesiyle birlikte önemli bir nufus artışı gözlenir.

Cuma günleri, ilçenin ekonomık,toplumsal yaşamında ayrı bir yer tutar. Eski adının Cumayanı olarak anılmasına sebep olan,ilçe merkezinde cuma günleri üç ayrı Pazar kurulur. Yöre halkının köylerinden akın akın gelerek yetiştirdikleri sebze ve meyveleri bizzat satışa sundukları kadınlar pazarı,yakın il ve ilçelerden gelenler tarafından kurulan,kuru baklıyat türü ürünlerin satışa sunulduğu Karasu pazarı ve kavun karpuz pazarı her hafta Cuma günleri kurulur.

Çevre köylerin hemen tamamı,bu günde ilçeye iner,çarşı-Pazar ihtiyaçlarını karşılar,resmi dairelerdeki işlerini görür,Cuma namazını kılar,dost ve akrabalarını bu günde ziyaret eder ve varsa ürünlerini de satarak tekrar köylerine dönerler…

İlçe sınırları içinde bulunan tarihi seramik eserler,yer altı tünelleri,mağaralar ve savaş aletleri gib buluntular Erfelek’in köklü bir tarihe sahip olduğunu ve bu topraklar uzerınde çeşitli uygarlıkların yaşadıklarını gösterir.İlçenin kırsal kesimlerinde bulunan höyüklerden, bu yörenin ilk Tunç Çağı’nda (M.Ö:3000 ) yoğun iskan gördüğü anlaşılmaktadır.

Kestane,Erfelek’in ekonomık yaşamında önemli bir yer tutar.Yörede yetişen kestaneler,ince kabuğu ve piştikten sonra iç kabuğundan kolayca ayrılması ve lezzetlı tadı ile ün salmıştır. Ancak Geçmiş dönemlerde her mevsim kamyon-kamyon yurdun dört bir yanına kestane ihraç eden Erfelek bugun o eskı canlılıkdan uzak en durgun dönemlerini yaşamaktadır. Hemen herkesin bir Kestaneliğe sahip olduğu ilçede 1998 yılından beri belirsiz ve bilinmeyen bir nedenden dolayı kestanelikler hızla kurumaya başlamıştır. Kestaneliklerin kuruması ile başlayan ekonomık durgunluk bununla da sınırlı kalmayıp,kestaneye bağlı olarak, yöre halkının % 30 luk bir bölümünün gecim kaynağı olan arıcılık ve dolayısıyla Erfelek’in meşhur kestane balı da her gecen yıl duzen bir rekolte ıle durgunlugun diğer bir sebebidir.

Kestane ve arıcılktan, umudunu nerdeyse kesmeye başlayan yöre halkına bugun umut aşılayan en önemli bir doğal zenginlik ise Tatlıca şelaleleridir. Birkaç yıl öncesine kadar bilinmeyen bu doğal zenginlik, ilçenin cazibesini artırmış, Turizm sektörünün bir anda canlanmasına sebep olmuştur.Şelaleler bu nedenle yörenin geleceği ve kalkınmasında büyük önem taşıyor.Yöre halkı simdi artık umudunu Turizme bağlamış durumda.Öyle ki, eskiden kenti simgeleyen ve Belediyenin ambleminde yer alan kestane,yeni amblemde yerini şelale ve doğa sporları figürlerine bırakmış durumda…
Doğusunda Sinop,Batısında Ayancık,Güneyinde Boyabat ve kuzeyinde Karadeniz ile çevrili olan Erfelek,özellikel eko-turizm potansiyeli açısından keşfedilmeyi bekleyen bir cennettir. Doğa ve dağ turizmi açısından ilgi çekici ve olağanüstü görsellikte zenginlikleri saymakla bitmeyecek kadar fazladır. Nemli batı karadeniz iklimi ve çok soğuk olmayan kışları ile Erfelek ve yöresindeki 1600 metre yukseklıklere kadar tırmanan uçsuz bucaksız ormanlar tam bir gezi ve kamp alanıdır.Karışık tür ağaçlar ile bezenmiş bu doğal güzellik sonbaharda adeta bir renk cümbüşüne dönüşür. Yeşilden sarıya,sarıdan kırmızıya dönüşen bu görsel renk zenginliği insanda unutulmaz duyguların yaşanmasına sebep olmakta. Erfelek,Şelaleri,renk deryası ucsuz bucaksız ormanları,yöresel özelliklerini yitirmeden kalabilen yaylaları ile her mevsim bir başka güzeldir.Harikulade manzaraları ile fotograf meraklılarının da ilgi odağıdır.

Erfelek’te Tatlıca takım şelalelerinin dışında dört ayrı bölgede daha, bambaşka güzelliklere sahip şelaleler de bulunmaktadır.

Tatlıca Takım Şelaleleri :
28 Adet irili ufaklı şelaleden oluşur.1997 Yılında Erfelek Barajının yol yapım çalışmaları ile ulaşım sorunun ortadan kalkması sonucu gün yüzüne cıkmış kayıp bir vadide yer alırlar.

Horzum Şelaleleri : 10 Adet şelaleden oluşur

Hasandere Şelaleleri : 2 adet Şelaleden oluşur

Kızılcaelma Şelalesi ve Deli Kızın Şelalesi mutlaka görülmesi gereken doğal zenginliklerdir.

Ne Yenir ?
Çok farklı etnik yapısı ile Erfelek çok zengin bir mutfak kültürüne sahipdir.Nokul,Mantı ( kıymalı-cevizli), sipsi,herise, mısır ekmeği,mısır çorbası,gürcü mancarı, abaza baklası, mamalika,zılbıt böreği, ısırgan mıhlaması,ısırgan otu çorbası, gazıayak mıhlaması,etli kestane,don-pekmez ( elma-armut) ve papara yöreye has yemek çeşitleridir.

Yapmadan Ayrılma :
Şelalelerinin tamamını,hele de Ekım - Kasım aylarında iseniz mutlaka gezmeden, bir de Erfelek kestanesinin tadına bakmadan geri dönmeyin......