Fotoğraf Grubumuza katılın
Doğa Grubumuza katılın
Patikatrek organizasyonları Türkü Turizm güvencesi ile yapılmaktadır.
Belge no: 3959
FOTOĞRAF GEZİLERİ; ÖNCESİ VE SONRASIYLA FOTOĞRAF

Her ne kadar fotoğraf; An’ın ölümsüzleştiği iki boyutlu düzlem üzerinde bir görüntü olsa da, yaşamda olup biten her şeyin bir öncesi ve sonrası olduğu gibi fotoğrafın da bir öncesi ve sonrası vardır. Yani deklanşöre bastığınız anda karşınıza çıkan her görüntü AN’ın ölümsüzleşmesidir belki fakat bana göre fotoğraf değildir. Çünkü iki boyutlu her görüntüye fotoğraf diyebilmek için içerikle birlikte, öncesi ve sonrasına da göz atmak gerekir.


İnsan hayatından sayıları rakamları yani matematiği çıkartıp atabilir, onu yok sayabilir misiniz, mümkün mü? Doğanın dengesi, simetrisi ve düzeni insanoğlunu o kadar etkilemiştir ki, bu durum kendi yarattıkları sayıları kutsamalarına kadar uzanır. Mesela bizim kültürümüzde  7 sayısı kutsaldır ve ölünün 7. günü yemek verilir. İslamiyet’te Kâbe’nin etrafında 7 kez dönünce hacı olabilirsiniz veya dünyanın 7 günde yaratıldığına inanılır. Farklı kültürlerde 12 sayısı da kutsaldır. İsa'nın 12 havarisi vardır, aleviler 12 imamı önemli sayarlar, Tevrat 12 İsrail oğlu kavmine gelmiştir. Ölünün veya bebeğin kırkını çıkarması önemlidir. 52'si de öyle... Ama aslında tüm bu sayıların doğanın yapılanması içinde yeri olduğunu düşünen, akıllı insanların bilimsel yöntemlerle doğayı incelediğinde bu sayılara ulaşabildiklerini biliyor muydunuz?


Müzikte 7 notadan oluşan ses, gökkuşağının 7 rengi, insan beyninin 12 çift sinirle vücudu kontrol etmesi, bir haftada 7 gün, bir yılda 12 ay olması gibi... Bu örnekler o kadar çoğaltılabilir ki... Şimdi siz biz fotoğrafçıyız, ne işimiz var sayılarla diye aklınızdan geçirebilirsiniz.



Kelvin'in ünlü sözünü anımsayacak olursak ; "Hakkında konuştuğunuz şeyi ölçebiliyor ve bunu sayılarla ifade edebiliyorsanız, o zaman o konu hakkında bir şeyler biliyorsunuz demektir." der. Hangi fotoğrafın güzel, hangisinin güzel olmadığını da acaba ölçebilir ve sayılarla ifade edebilir miyiz? Sorusunun cevabı “büyük ölçüde evet” dir. Çünkü tüm evrenin yapılanmasında 3, 7, 12, 40, 52 gibi önemli olan hatta çok daha önemli olan başka sayılarla ifade edilen bir şifre vardır; alıştığımız rakamlarla ifade edersek bu şifre 1.618 veya 8/5. Sanat ve mimarlık çevreleri bu sayıya fi sayısı veya altın oran diyorlar.


Kadraj içine sığdırmaya çalıştığımız görüntülerin grafik dizilimi ve yerleşimine dikkat ederken işte bu rakamsal dizilim oranlarına ve altın orana uymayı, “Fotoğrafta matematik” gerçeğinin dışına itebilir miyiz? Matematiğin mantık, sezgi, çözümleme, yapı kurma, genellik, bireysellik ve estetikten oluşan temel öğelerini fotoğrafın dışında tutabilir misiniz? O halde bir araştırma, ispat ve disiplin bilimi olan Matematik ve Fotoğraf bu kadar iç içe girmişken, fotoğrafı da disiplinden uzak, tamamen rastlantısal ve tesadüfî gelişmelerin sonucu ortaya çıkan görüntülere bırakabilir misiniz?


Fotoğrafçılığın daha ilk derslerinde söylenir “Fotoğraf bir hesap kitap işidir” diye… Fotoğrafçı işte bu hesap kitabın içine fotoğrafın öncesi ile girer. Adına fotoğraf makinesi denen iki boyutlu görüntüyü içine hapsedecek bir aygıt edinmeyle başlayan bu süreç, fotoğrafın teknik yapım özelliklerini öğrenmeyle devam eder. Öğrenme sürecinde elinde makinesiyle dolaşan görüntü avcısı, genlerine kadar uzanan ve belleğine kaydedip de üçüncü şahıslara aktarmakta zorlandığı görüntülerin peşine düşer hep. Bu süreçte makinelerin hafıza kartlarına giren tüm görüntüler değerlidir onun için. Belli bir zaman sonra zihnindeki görüntüleri iki boyutlu düzleme aktardığını görerek doyuma ulaşan fotoğrafçı bir sayfa daha çevirir…


Adını “Araştırma” olarak belirlediğimiz bu zaman dilimini, fotoğraflamayı düşündüğümüz obje veya konuları düşünerek yaşarız. Daha önce çalışılmış mı, hiç çalışılmamış konular ilgi çekici gelmekle birlikte çalışılmış olanlar ise ne kadar başarılı onu inceler ve “ben farklı olanı nasıl yaratırım”diye düşünmeye başlarız. Belirlediğimiz konu veya obje ile ilgili tüm sorulara cevap bulduğumuzda ise bir sayfa daha çevirir ve “Planlama” safhasına geçiş yaparız.

 

En iyi görüntüyü elde edebileceğimiz görüntüleme aygıtları (Objektifler, bodyler, filtreler ve daha bilumum yardımcı aygıtlar) tek, tek gözden geçirilerek bir bütçe planlaması yapar ve edinme yoluna gideriz. Çekim alanlarını tespit etme ve oralara ulaşım giderleri de bütçeye dahil edilir. “Eh tamam işte, bütçeyi de çıkardık, haydi gidelim başlayalım çekime” deme zamanı geldi sanıyorsunuz değil mi? Onca hazırlık ve bütçe planlaması alt üst olsun istemiyorsanız acele etmeyiniz; yeteri kadar gözlem yapmadınız çünkü…

 

Çekim alanına giderek hem konu hem de alan gözlemi yaparak bir süre daha zaman geçirin. Işık ilk gözlem konunuz olacak bu aşamada ve çekim için orada olmanız gereken en uygun zamanı da belirleyeceksiniz bu şekilde. Çekimler esnasında sizi izleyecek diğer gözler varsa eğer varlığınıza alışmış olacaklar bu süreçte ve çekimler esnasında rahatsız edilmek gibi bir kaygınız olmayacak. Gözlem aşamasında, bir yandan deneme veya hayali çekimler yaparken ayrıca olası kurgularla senaryolaştırabilirsiniz de çalışmalarınızı…

 

Yukarıda sıraladıklarımızı sayfalar dolusu yazıya dökerek çoğaltmak mümkün ben satır başları ile değindim kısaca… Ve buraya kadar olan aşamaların tamamına Fotoğraf öncesi diyelim isterseniz…


Sayfanın bundan sonraki başlığına “Uygulama ya da Çekim” aşaması adını koyalım mı?  Araştırma, planlama, bütçelendirme ve gözlem aşamalarını sorunsuz atlattık ve çekim aşamasına geldik diyelim. Canlı deneme çekimleri ve sonrasında ilk değerlendirmeler ile düşündüğünüzü yansıtıncaya kadar farklı bakış açıları, farklı ışık koşulları ve zamanlarda uygun donanım ile doğru zamanda ve kritik anları tek, tek yazdık hafıza kartımıza… Çekim ve uygulama bölümüne kısa değindiğime bakmayın siz, asla geçiştirme değil yaptığım; bilmenizi isterim ki en zor kısmıdır fotoğrafın deklanşöre basma anı ve sayfalar dolusu yazabilir insan… Çekim aşaması;  bilgi, teknik ve estetik kaygılarla daha birçok farklı deneyimin bir araya toplandığı ve fotoğrafa eksiksiz, kusursuz yansıtıldığı eylem aşamasıdır.


Çekim alanında gün bitti, makinemizin hafıza kartı dolmuş olarak şehre döndük… İşimiz bitti mi? Tabi ki hayır; esas işimiz şimdi başlıyor ki; bu bölümde kendine has zorlukları içinde barındırır. PC başına geçip fotoğrafların aktarılması ile başlayan bu sürecin de aynen öncekiler gibi çok iyi bir şekilde yönetimi söz konusudur; aksi durumda bir yanlış hamle ile oraya kadar getirdiğiniz bütün çalışmayı bir anda çöpe atabilirsiniz… Aktarma sonrasında fotoğrafların ayıklanması, çalışmanın içeriği ve ruhuna uygun olanların sınıflandırılarak depolanması sonrasında değerli bulunanların tek, tek elden geçirilmesi aşaması, renk ve ton doygunluklarının ayarı, aydınlık odada işlenmesi düzenlenmesi ve baskı ya da sunuma hazır hale getirilmesi gelir.



Bütün bunlardan hareketle;


Fotoğraf, sonucu rastlantılara bırakılmayacak kadar ciddi çalışma gerektiren bir disiplin işidir.


Fotoğraf bir görsel iletişim aracıdır ve evrensel bir dili vardır.


Fotoğraf bir düşünce ve o düşüncenin kadraja yansımış halidir.


Fotoğraf görmek, göstermek, anlatmak ve aktarmak istediğini estetik bir düzen içinde ifade etme sanatıdır.


Fotoğraf, bildirmek, öğretmek, açıklamak, etkilemek, saklamak ve tarihe tanıklık etmek işidir.


Fotoğraf din, dil, ırk ve ülke tanımadan uygarlıkları zenginleştiren birey için, toplum için, bilim için, teknoloji için vazgeçilmez bir değerdir.


Fotoğraf yayılma alanına ve derinliğine sınır konamayan bir yaşam biçimidir…

 


Plansız programsız, ön araştırma yapılmadan rasgele çıkılan fotoğraf gezileri esnasında üstelik bir de yoğun kalabalıklar içinde elde edeceğiniz tesadüfî tek karelik görüntülerin Fotoğraf olabilmesi için kat etmesi gereken emek dolu, uzunca bir yol vardır…
 

Zeynel AYDIN

www.zeynelaydin.com

DİĞER EĞİTİM VE SEMİNERLER