Fotoğraf Grubumuza katılın
Doğa Grubumuza katılın
Patikatrek organizasyonları Türkü Turizm güvencesi ile yapılmaktadır.
Belge no: 3959
FOTOĞRAF EĞİTİMİ VE FOTOĞRAFÇILIK KURSLARI

Fotoğraf Nedir ? Sorusuna verilecek o kadar çok cevap vardır ki; günümüzde fotoğrafı öğrenme yolculuğuna yeni başlayan birisi için bıktırıcı ve kafa karışıklığı yaratmaktan öte gitmeyen, özellikle de internet ortamında birbirinin kopyası sayfalar dolusu bilgi mevcut. Günümüzde teknoloji kullanımının çılgınlık derecesinde artıyor olmasıyla birlikte, bilgisayar hard diskleri ve internet sunucuları sadece fotoğrafı öğrenme yolculuğuna çıkanlar için değil, başka dallarda araştırma yapmak için yola çıkanlara dahi yolunu şaşırtacak boyutta bilgi kirliliği ile dolu bir çöplük gibi.

Fotoğraf, Yunanca “Photos – Işık ” ve “Graphes - Yazmak ” kelimelerinin birleşimi olup, en basit şekilde Türkçeleştirdiğimizde “Işıkla yazmak” demektir. Fotoğrafın genişletilmiş bir tanımını yapacak olursak; ortamda mevcut ve gözle görülebilen maddi varlık ve şekilleri, ışık ve bazı kimyasal maddeler / dijital algılayıcılar (sensörler) yardımıyla ışığa karşı duyarlı hale getirilmiş film, kâğıt veya her hangi yüzey üzerine hapseden fiziksel ve kimyasal bir işlemdir.

İster haber ister belgesel fotoğraf olsun, fotoğrafın işlevini hep aynı biçimde tanımlarlar; Bunu da bildirmek, öğretmek, açıklamak, etkilemek, saklamak, tarihe tanıklık etmek olarak anlamlandırabiliriz. Fotoğraf resimsel olarak tarihin canlandırılmasının bir yoludur da; geçmişteki insanlar, yerler ve olaylar hakkında bilgi veren değerli ve birincil kaynaktır aynı zamanda. Çünkü fotoğrafçı, neyin önemli neyin önemsiz olduğu, fotoğraflayacağı nesnenin görsel bir görüntü olması ötesinde bir içerik ve mesaj içermesi, konunun nasıl fotoğraflanacağı üzerinde düşünerek, seçimler ve tercihler yapmak zorundadır. İşte bu özelliklerinden dolayı fotoğraf uluslararası bir dildir, görsel bir iletişim aracı olarak modern hayatta üçüncü bir göz vazifesi de görür.

İnsanoğlunun görüntü ile olan ilişkisi Paleolitik çağda yaşadığı mağarasındaki av  resimlerinin büyüsüne kapılmasıyla başlar. Günümüze değin sürecek olan bu ilişki aslında doğayı yansıtma, olup bitenleri belgeleme çabalarının bir başlangıcıdır da. Binlerce yılın süzgecinden geçerek gelen bu tasvir tutkusu, kimi zaman sembollerle yazıya dönüşecek, mitolojik öyküler olarak kayaçlara işlenecek, kimi zaman da mezar lahitlerinin üzerlerinde savaşların en  can alıcı anları olarak karşımıza çıkacaktı.

Her şeyde olduğu gibi öğrenmenin her zaman iki yolu vardır; ya bilimsel veriler ışığında eğitim öğretim hizmetleri sunan kurumlar aracılığıyla ya da yaşayıp test ederek. Birincisinin zorluğu öğrenme yaşının ilerlemiş olması durumunda karşılaşılan olumsuzluklar, ikincisinin zorluğu da yaşayarak öğrenme tercihlerinde ödenecek bedelin hep ağır olmasıdır. 

Türkiye’de bağımsız bir fotoğraf okulunun 1978 yılında, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi bünyesinde ilk kez kurulduğunu düşünürsek, o güne gelinceye kadar Türk Fotoğraf tarihine adını yazdıran birçok fotoğrafçının yukarıda değindiğimiz ikincil öğrenme yolunu seçerek ve dolayısıyla zor yollardan geçerek bir yerlere geldikleri aşikârdır.

Üniversite düzeyinde ilk fotoğraf eğitiminin başladığı seksenli yıllarda fotoğrafın Türkiye’de, büyük bir ivme kazanmaya başladığını görürüz. Bu dönem adeta Türk fotoğrafının da kimlik değiştirmeye başladığı zamanlardır. Fotoğrafın akademik düzeye taşınması ile birlikte, fotoğraf kadroları da aynı yıllarda hızlı bir değişime uğradı; fotoğrafik bilgi ve görgü düzeyinin teknik ve estetik boyutu da giderek yükseldi. Farklı eğilimlerin de ortaya çıkmasıyla birlikte fotoğrafın değişik dallarına yönelen fotoğrafçılar, yarışmalar ve açtıkları sergilerle yepyeni bir ortam yarattılar. Fotoğrafın sanatsal ve ulusal boyutu da ilk defa o yıllarda sorgulanmaya başlandı. Aynı dönemde Fotoğrafik eğilimlerini cesurca ve net olarak ortaya koyan genç ve akademi kökenli kadrolar, Türk fotoğraf tarihine bu dönemin itici gücü olarak imzalarını attılar.Yine bu dönemde peş peşe çıkan fotoğraf albümleri yeni kuşağın önünü açan ve akademik eğitim alamayan birçok fotoğrafçının da ilham kaynağı oldu.

Fotoğrafçılığın “sanatsal bir kendini ifade etme biçimi” olduğunu da düşünürsek, fotoğrafçının asıl amacı “konu ne olursa olsun mümkün olabildiğince en güzeli, en dokunaklı ve açık yürekli fotoğrafı yaratmak üzere kişisel vizyonunu geliştirmektir” diyebiliriz. Fotoğrafçı amacını tamamen kendisi belirler. Çoğunlukla Akademik temelden yoksun günümüz Fotoğrafçısının amacına vardığında elde ettiği yegâne ödül ise –yarışma ödülleri hariç- kişisel tatmin ve başkalarından övgü almak üzerine kuruludur. İşte bu yüzden olsa gerek, farklı amaçlarla üretilerek adeta bir birinin kopyası gibi imgelere boğulmuş günümüz dünyasında artık kişisel bir ifade biçimi olmaktan da uzaktır fotoğraf...

Başkalarının işine yarayacağını düşünerek fotoğraf yaratmak, kolaycılıktan uzak bir düşüncedir; planlama, bütçelendirme zamanı iyi yönetme ve yaşamsal önceliklerin yer değiştirmesi demektir ki, eline fotoğraf makinesi alan her babayiğidin harcı değildir. Başkalarının işine yarayacak fotoğraf yaratmanın “ illaki ticari bir bağlamda olması” gibi bir kural olmamakla birlikte genelde öyle kabul görür. Fotoğraf, eğer uluslararası bir görsel iletişim diliyse, bu dilin de kendine has bir kelime dağarcığı ve gramer yapısı olması gerekir. Çağdaş fotoğrafçı; izleyici ile iletişim kuran ve onları etkilemek için bu dili akıcı bir şekilde konuşan kişidir ve bu dili konuşmaya da fotoğrafik tekniğin temel ilkelerini öğrenerek ve kompozisyonla görsel tasarımın biçimsel öğelerini anlatarak başlar.

Günümüzde, yüksek teknoloji kullanımı arttıkça hayatımızdaki yeri de hızla yükselen, önem arz eden bu dili yazmak, okumak ve konuşmak için öncelikli yapılması gereken yegâne şey, öğrenmek için adım atmaktır. Bu dili yazmak için kullandığımız yeterli yetersiz fotoğraf makinelerini omuza asarak, birbirini kopyası ya da rastlantısal görüntülerle izleyici ile konuşmaya çalışmak, farklı dil konuşan bir yabancıya yüksek sesle bağırarak bir şeyler anlatmaya benzer.

Akademik fotoğraf eğitimi alma imkânı olmayanlar, zamanı kaçıranlar, öncelikleri farklı olup sonradan fotoğraf dünyasına adım atanlar elinize fotoğraf makinesi almadan önce fotoğrafı ve fotoğraf dilini bilmek gerektiğini unutmayın; sizi mutlu edecek fotoğrafları zorlanmadan yaratmak için en yakın ciddi, güvenilir bir kurum ya da uzmanın desteğini alarak bir Temel fotoğrafçılık eğitim kursuna katılınız. Önce bu dili öğrenerek başlayınız ki, sonra bu dili yazacağınız doğru ekipmanları, tavsiye veya önerilere, hilebaz satıcıların yönlendirmelerine kanmadan kendi bilgi dağarcığınız ışığında satın alabilesiniz. Fotoğrafın temel alt yapısını öğreneceğiniz fotoğrafçılık kurslarını tamamladıktan sonra ve kısa bir süre tek başınıza çıkacağınız fotoğraf yolculuklarınızda kendinizi mutlu edecek fotoğraflar çekiniz. Daha sonra öğrenme sürecinizi hızlandırmak için kendinize fotoğraf arkadaşları edinin, gruplara katılın, bol bol sergi gezin, fotoğraf bakın. O kadar çok fotoğraf izleyin ki, başkalarının daha önce çektiği fotoğrafların kopyaları sayılacak bir arşiviniz olmasın.

Fotoğraf eğer gerçek anlamda hayatınıza girdiyse şunu unutmayın ki, hayatınız da değişecektir. Kontrolsüz bir şekilde savrulmayın,” en iyi fotoğrafı en pahalı ekipmanla almak” diye bir kural yoktur, onun için ne yanınızdaki pahalı ekipmanları olan ukala arkadaşınıza, ne de kurnaz bir satıcının satın alma güdülerinizi tetiklemesine izin vermeyin. Sonra kullanırım diye, bugün gerekli olmayan belki de hiç kullanmayacağınız bir malzeme deposu oluşturmayın. Fotoğrafı asıl çekenin siz olduğunuzu, sahip olduğunuz fotoğraf makinesinin siz ne komut verirseniz onu yapacağını asla unutmayın, arzuladığınız fotoğrafları elde edebilmek için fotoğraf makinenize doğru komut vermeyi öğrenmeniz gerektiğini de aklınızdan çıkartmayın…

Üniversite düzeyinde akademik bir eğitim almak şansını kaçırdıysanız hiç üzülmeyin, yaşadığınız kentlerde mutlaka bir fotoğraf derneği ya da fotoğraf grubunu bulacaksınız. Bu yapılar içinde yer alarak başlayacağınız fotoğraf yolculuğunuzun amaçladığınız şekilde sürdürülebilmesi fotoğrafın görsel iletişim dilini öğrenmekten geçer unutmayın;Ve son söz ; “ Fotoğraf makinesi taşımak sorumluluk ister… “

Işığınız daim olsun

Zeynel AYDIN
 

DİĞER EĞİTİM VE SEMİNERLER