Fotoğraf Grubumuza katılın
Doğa Grubumuza katılın
Patikatrek organizasyonları Türkü Turizm güvencesi ile yapılmaktadır.
Belge no: 3959
DOĞA YÜRÜYÜŞÜ VE AKLIMIZA GELMEYENLER

Sebebini bilmem,bulmak da benim görevim değil; ama onca yaşanmış yıllarımın tecrübesinden bilirim ki, günü yaşamak adına ön hazırlıksız, donanımsız ve bazende bilgisizce başladığımız işlerimiz sonucunda hayal kırıklıkları bir hayli çok olan bir toplumuz biz... Kimbilir onun içindir hep “acıların insanı” olmaktan bir türlü kurtulamayışımız. Katılır ya da muhalif olursunuz bilemem; haydi gelin şimdi sorgulayalım kendi kendimizi...

 

Mesela içimizden kaçı iş hayatında mutlu; hangimiz gerçek aşkın karşı ruhun içinde eriyip yok olmak olduğunu bilir; ya da hangimiz sevginin yüce bir değer oluşunu gerçek anlamıyla kavrar ? Hangimiz düzenli bir spor yapar ve ne kadar sağlıklı beslenme alışkanlığına sahipdir ?... İçimizden kaç kişi en iyi okullarda eğitim aldı veya kazandığımız paranın tamamının bize ait olmadığının hangimiz farkındayız; ve bordrolular hariç kaçımız düzenli olarak vergi ödüyoruz... Sorular,sorular sorular ! cevapsız ya da "evetsiz" sorular... Ne kadar da çok yer kaplıyor hayatımızda değil mi ?

 

Nereden başlayacaktık nereye geldik; efendim konumuz Doğa sporları ve bu sporun içinde yer alan Doğa yürüyüşleri aslında; Doğa yürüyüşleri ile ilgili bilgilendirme amaçlı yazılmış sayfalar dolusu yazıya rastlayabilirsiniz bu web sayfası içinde;Fakat bu gün artık bilgilendirme amaçlı değil de biraz eleştirel bir metin kaleme almaya karar verdim, izninizle.

 

İzmir, çoğrafi özellikleri açısından karşılaştırıldıgında üç büyük kent içinde en zengin doğal alanları barındırma özelliğine sahiptir.Günün her hangibir saatinde,şehirden araç ile çıkış yaptığınızda en geç 30 dakika içinde doğa yürüyüşü yapmaya uygun birbirinden güzel doğal alanlara ulaşma şansınız vardır hep. Doğa sporları içinde yer alan Doğa yürüyüşleri sporunu yapmaya karar verenler bu anlamda çok büyük bir şansa sahiptirler İzmir'de yaşarken. İstanbul ve Ankara gibi büyük kentlerde doğa yürüyüşü yapmak için tan yeri ağarmadan yollara düşenleri, üstelik saatler süren bir kara yolculuğu sonunda doğa yürüyüş parkurunun başına ancak ulaşabilen ve on saatlik gün içinde doğada ancak iki saat yürüyüş yapma şansı yakalayanları akla getirince,İzmir insanının bu alanda ne kadar şanslı olduğu da sanırım daha iyi anlaşılacaktır. İşte bu bir zenginliktir ve her türlü zenginliğimizi hoyratca kullanan toplumsal özelliğimizde işte tam bu noktada yeniden nükseder ve bir çok işimizde yaptığımız gibi, karşımızdakini yani “değerini” önemsemeden ya gerektiği gibi hazırlanmadan dalıveririz bize sunulan içine ya da ihmalkar davranırız çoğu kez.Sıcak yataklarımızı terk edememe alışkanlığımız sonucunda bahaneleri ardı ardına sıralar dururuz ki; ya gecenin saat tam on ikisinde habersiz bir misafirimiz gelir yatıya, ya da ortalığı kırıp geçiren bir salgın hastalık varmış gibi sabah kalktığımızda karşımıza çıkıveren olmadık hastalıklarımızın arkasına sığınırız.Biz organizatörler de amiyane tabirle hep yeriz bu bahaneleri...Onca yılın süzgecinden arınarak gelen deneyimlerimiz hiç kimsenin aklına gelmez.

 

Her spor gibi Doğa Yürüyüşlerinin de kendine has bir disiplini vardır,öncesi ve sonrasıyla uyulması gereken. Yukarıda azicık da olsa giriş yapıp parmak bastığım özelliklerimizin üzerimizde bıraktığı vurdumduymazlık sonunucunda bu disipline kenarından köşesinden uymadığınız zaman, önce kendinizle başlayıp başkalarını da içine sürükleyen risklere davetiye çıkartmaya da başladınız demektir... Doğa sporları dendiği zaman akla ilk gelmesi gereken bu sporun yapıldığı alanların çoğunlukla alışık olmadığımız açık alanlar, yani doğa diye bildiğimiz şehre uzak, insana ait izlerin hiç olmadığı bölgeler gelir.Doğa Sporlarının en basit branşlarından olan ve adından da anlaşılacağı gibi Doğa yürüyüşleri olarak adlandırdığımız sportif yürüyüş stili, kendi kurallarıyla yapıldığında hiç risk içermese de hazırlık evresinden başlayarak uygulama anına kadar geçen süreç doğru planlanmadığı ve iyi koordine edilmediği anlarda bilmelisiniz ki bir çok riski içinde barındırmaktadır.

 

Her spor faaliyetinde olduğu gibi Doğa yürüyüşlerinin yapılış disiplini ve ayrıntılarını öğrenmeden bu spora başlamak da bireyin sağlığı açısından riskli hale gelebilmektedir.Doğa yürüyüşlerine her hangi bir sepepten başlamayı düşünenlere, günümüz insanın bazı moda hastalıklarla ilk tanışması anında doktorunun söylediği “bol bol yürüyüş yapın“ tarzındaki öğütlerde kast edilen yürüyüşler ile doğada yapılan sportif yürüyüşleri karıştırmamaları ilk önerimiz olacaktır.Şehir merkezlerindeki yeşil alanlarda,park ve bahçelerle, sahil kıyısında sıfır rakımda yapılan yürüyüşler ile şehirden uzak doğal alanlarda, açık havada yapılan doğa yürüyüşleri birbirinden taban tabana zıt faaliyetlerdir.

 

Sıralamaya çalıştığımız işte bu sebeplerden ötürü, öncelikle yapılması gereken doğa yürüyüşünün ne demek olduğunu öğrenerek işe başlamak ve bu sporu yapmaya uygun fiziki yeterliliğe sahip olup olmadığınızı bir uzmandan fikir alarak diğer adımları atmak olacaktır.Halbuki bir çoğumuz derme çatma bir sırt çantası içine gerekli gereksiz bir çok şeyi abartılı olarak doldurup,peşine düşerek gideceğimiz rehber ya da organizatörün tecrübe ve deneyimlerini sorgulamadan, yürüyüş alanlarının hayallerimizi süsleyen kırlar,yeşil çayırlar,kuş sesleri ve rengarenk kelebeklerle çevrili bir güzellik denizi olduğunu düşünerek yakın bir dost, ya da arkadaşımızın daveti ile buluveririz kendimizi tanımadığımız insanların arasında.Eğer böyle bir deneyim yaşamış ve başınıza bir şey gelmeden oturup bu yazıyı okuyabilecek durumdaysanız size ilk söyleyeceğimiz şey büyük bir “Geçmiş olsun” dileği iletmek olacaktır.

Yok eğer henüz böyle bir deneyim yaşamadınız ve hazırlık evresindeyseniz,atmanız gereken ikinci adım olarak, peşine düşerek doğaya çıkacağınız organizatör, rehber, kişi ve kurumları ciddi ciddi sorgulayın demeyi borç biliyoruz; bu sporu geniş kitlelere sevdirmeyi başarmış ilk kurumlardan olmanın verdiği sorumluluğumuz gereği... Siz bakmayın peşine düştüklerinizin “onca yıldır lisanslı sporcu, dağcıyım ” diyerek size güven aşılama gayretlerine; gerekirse hangi dağlara ve kimlerle tırmandıklarını da sorgulayın.Başarılı solo tırmanışlar yapmış olsalar bile birbirini hiç tanımadan, sadece bir pazar günü ilk kez bir araya gelmiş onlarca insanı açık alanda güvenli bir şekilde sevk ve idare edebilecek yeterlilik ve koordinasyon sağlama becerilerine sahip olup olmadıklarına da bakınız.Bu sporu ne amaçla yaptıklarından tutup hangi beklentiler içinde olduklarına varıncaya kadar ciddi ciddi sorgulayın onları; bizden söylemesi... Yoksa yaşayarak öğrenenler sınıfına kaydınızı yaptırmış olacaksınız ki sonunda ödeyeceğiniz bedel de bir o kadar belirsiz...

 

Son söz ; Bilinçli bir tüketici farkındalığı içinde davranarak sorgularsanız eninde sonunda aradığınız kaliteyi de yakalayacaksınız. Bir bardak çayın karşılığına tekabül edecek rakamları ödemekten imtina ederek hayatınızı riske atmayın... Aradığınız asla “ucuz olan” değil, her zaman güven duyacağınız “Kaliteli olan” olsun...

 

Dağlarda ayağınıza taş değmesin efendim...Sağlık ve huzur dolu günlerde, neşeyle tamamlanan Doğa yürüyüşleriniz olsun.

DİĞER EĞİTİM VE SEMİNERLER