Fotoğraf Grubumuza katılın
Doğa Grubumuza katılın
Patikatrek organizasyonları Türkü Turizm güvencesi ile yapılmaktadır.
Belge no: 3959
KIRK YILDA BATIRILAN 900 YILLIK BİR TARİH; HASANKEYF

Hasankeyf Batman il merkezine 37 km. uzaklıkta tarihi bir yerleşim birimidir. Kuzeyinde uzanan
Raman sıra dağları ile güneyinde yer alan sıra dağlar arasındaki vadi içerisinde akan Dicle nehri kenarında
yer almaktadır.

1926 yılında Gercüş ilçesine Bucak olarak bağlanan Hasankeyf, Batman'ın il olmasıyla 18 Mayıs 1990
tarihinde ilçe olarak Batman'a bağlanmıştır. Sanayinin gelişmediği ilçeden göç olmaktadır.GAP
kapsamında yapımı programlanan Ilısu barajı suları altında kalacağına ilişkin bilgiler 35 yıldan beri ilçeyi
yatırımlardan mahrum bırakır olmuştur. 21 köyün bağlı olduğu Hasankeyf'te yaygın olan dokumacılık sanatı
da yok olmak üzeredir.

Vadi içerisinde oluşan verimli tarım alanları sera işletmeciliği için oldukça elverişlidir. Tarıma elverişsiz
alanlarda, meralarda hayvancılık yapılmakta , kış mevsiminde göçerlerin kışlağı olan ilçe toprakları bölgede
süt ürünlerinin ucuz olmasını sağlar. Ayrıca Dicle nehrinde alabalık avcılığı yapılmaktadır.
İlçe merkezinde 4181, köylerde ise 7240 kişi yaşamaktadır.

HISN-KAYFA (HASANKEYF'İN) KISA TARİHÇESİ
Hısn-Kayfa, Dicle nehrinin güney sahilinde Diyarbakır'a su yolu ile 110, Cizre'ye 85 km. Uzaklıktadır. Hısn,
kale-hisar anlamındadır. Sonradan kısaltılarak Hısn-Kayfa olmuştur, Cumhuriyetin ilanından sonra Türkçe
fonotiğe uydurularak Hasankeyf şeklini almıştır.
Şehrin kimler tarafından kurulduğu kesinlikle bilinmemektedir. Sadece ilk çağda "CEFA" adını taşıdığı ve
bir Süryani Piskoposluğun merkezi olduğu bilinmektedir. İnşa edilidiği arazinin kolaylıkla işlenmeye
müsait olması yüzünden kasabanın çevresi mağaralarla doludur.
Hasankeyf İslam hakimiyetine girdikten sonra sırasıyla Abbasilerin, Hamdanilerin, Mervanilerin eline
geçmiştir. Türkler tarafından Hasankeyf'in fethi 1071 Malazgirt Meydan Muhaberesinden sonra olmuştur.
Selçuklu Sultanı Alparslan'ın komutanlarından Artuk oğlu Sökmen, 1101 yılında burada ilk Urartu beyliğini
kurmuştur. Tarihçiler bu devri HISN-KAYFA ARTUKLULARI olarak isimlendirmişlrdir. Hasankeyf önce
Artukoğullarına, sonra onların "AMİD" (Diyarbakır) ı fethetmeleri üzerine her iki ülkeye 130 sene
başkentlik etmiştir.Bu devlet 1231-32 yılında yıkılana kadar şehri imar etmişlerdir. O devirde halen
Dicle köprüsü, büyük ve küçük saray, kale kapıları ayakta kalan yapılardır. Artukluların burada para
bastıkları ele geçen sikkelerden anlaşılmaktadır. Bu gün Hasankeyf'te harap bir şekilde gördüğünüz
kıymetli eserlerden bir çoğu Artukoğuları zamanının hatırasıdır.
1232 yılında Eyyubi Hükümdarı el-Melik, el-Kamil şehri zaptederek Artukoğulları hakimiyetine son verdi.
Kendisi de 30 sene kadar hükümdar olabildi. Artık büyük Moğol akın başlamıştır. 1301 yılında Moğollar bu
meşhur ve mamur şehri zaptederek yağma ve tahrip ettiler. Bu tahrip o derece ağır olduki, Hasankeyf
bir daha eski halini bulamadı. Eyyubiler Moğolların istilası sırasında onlara tabii olarak yine devam etmiştir.
Bu gün Hasankeyf'te ayakta olan Sultan Süleyman Camii, Kale (Ulu) Camii, Koç Camii, El-Rızk Camii, İmam
Abdullah Zaviyesi, Kızlar Camii bu devre ait yapılardır. Kısa bir zaman Akkoyunlu kakimiyetne (1461-1482)
girdi. Bu gün Hasankeyf'te bulunan Zeynel Bey türbesi Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın oğlu Zeynel
Bey'e aittir. Akkoyunlulara ait Hasankeyf'teki tek eser budur. 1516 yılında tamamen olarak Osmanlı
hakimiyetine girdi. Osmanlılar, şehri kısmen harap olmuş ve eski önemini kaybetmiş halde buldular.

HASANKEYF'TEKİ TARİHİ ESERLER
KALE
Dicle nehri kenarında 100 metre yükseklikte yekpare kaya kütlesi üzerinde yer almaktadır. zamanında
Roma İmparatorluğunun en görkemli üslerinden biri olan kaleye 2 gizli ve 2 açık yol dışında ulaşmak
mümkün değildir. kesin tarihi bilinmemektedir.
KALE KAPILARI
Aslanlı kapı olarak bilinen birinci kapı 1986 yılında düşen bir kaya kütlesi nedeniyle tahrip oldu.
Halk arasında Yılanlı Kapı olarak anılan ikinci kapı ise Hasankeyf'in en önemli eserlerinden biridir.
KÜÇÜK SARAY
Eyyubiler tarafından yapılmıştır. Kuzeye bakan pencerenin üzerinde yer alan iki arslan figürü,
izolasyon amacıyla tavanda kullanılan küpçükler yapının dikkat çekici özelliklerindendir.
ULU CAMİ
Eyyubi döneminin en eski eseri olan Ulu Camii, 1325 yılında bir kilise kalıntısı üzerine inşa
edilmiştir. kitabelerin yanı sıra iç mekanda alçı süslemeler vardır. yakın geçmişte kubbeleri
çöken caminin avlusunda yüzlerce ton su kapasiteli sarnıç bulunmaktadır.
SU YOLLARI
Hasanleyf'te üç koldan su temin edilmiştir. Hasankeyf'in yaklaşık 10 km. kuzeydoğusunda bulunan Akyar
(Marvani) köyünden şehre kanallar vasıtası ile su taşınmıştır. Yine Hasankeyf'in kuzeyindeki Karaköy
(Reşşi) köyü istikametinde bulunan "Ziha" vadisinden şehre su taşınmıştır. Bunun dışında Birleşik kaplar
sistemi kullanılmıştır.

Diğer önemli eserler
El-Rızk Camii,
Büyük Saray,
Hasankeyf Köprüsü,
Sultan Süleyman Camiii,
Koç Camii,
İmam Abdullah Türbesi,
Zeynel Bey Türbesi,
Hamam, Mağaralar, Dicle Nehri,

HASANKEYF`TE YETİŞEN BİLGİNLER
1. Alaaddin Haskifi (1612-1677) Hanefi fıkhının temel eserlerinden olan "Dürrül Muhtarın " yazarıdır.
2. Ebu Lutf Haskifi (.......-1455) Şafii mezhebi alimlerindendir. İsmi Muhammed b. Ali Mahsur b.
Zeynel-Arap el-Haskifi El Makdisi'dir. Fıkıh, şiir ve arap edebiyatı alanında ileri derecede bilgi sahibi olup
Kudüs'te vefat etmiştir.
3. El- Hatip El Haskifi. (1068-1158) Hasankeyf'te büyüdü. Bağdat' ta edebiyat derslerini gördükten sonra
Şafii fıkhını öğrendi. Daha sonra Meya Farkin'e (Silvan) geldi ve orada müftü oldu. Aynı yerde vefat etti.
4. İbni Molla "Ahmet b. Muhammed Haskifi. (1531 - 1599) İbni Molla adı ile meşhurdur. Şafii alimidir.
Halep'e yerleşti. Pozitif bilimleri tahsil etti. Halep yakınlarında eşkiyalar tarafından şehit edildi
5. Ebul İz El Cezeri
Hasankeyf'te öğretim görevliliği ve mühendislik yapmıştır. Günümüz kompitürün babası. Sibernetik ve oto
kontrol biliminin kurucusu sayılan El Cezeri mekanik ve otomasyon alanında 50 projesi mevcuttur. Projeleri
III. Ahmet Kütüphanesinde orijinal eseri olan "Kitap El Hilye vel Marife vel Hendesede" bulmak mümkündür.
Robot, otomotik abdest alma makinası, emme basma tulumbaları, kandil saatleri ve müzik çalan sazlar
kendi eserleridir. Amerikan Bostan Üniversitesi eserini 1974 te ingilizceye tercüme etmiş, İTÜ Teknoloji
Enstitüsü de projelerini uluslar arası sergilerde tanıtmaktadır. Günümüz de Amerikan ve alman
Üniversiteleri El Cezeri' nin mekanik biliminden faydalanmaktadır.

NASIL GİDİLİR
Genelde, kendisi ve çevresi çok zengin olan Mardin'de konaklamayı tercih edenler minibüs ile önce
Midyat sonra da Hasankeyf'e gitmeyi tercih etmektedirler.
Batman'dan ise yalnızca 30-40 km'lik bir mesafe olduğundan buradan da minibüs ile ulaşım son
derece kolaydır.

NEREDE KALINIR
Hasankeyf'te, ne yazık ki, kalacak yer imkanı neredeyse hiç yoktur. Batman ya da Mardin'deki konaklama
imkanlarından yararlanılıp, minibüslerle günü birlik ziyaretler yapmak genelde tercih edilmektedir. Ancak,
seven ve alışık olanlar için çadır kurararak kamp yapmak da pek ala mümkündür ve bunun için bazı
mağaralardan/oyuklardan yararlanmak dahi mümkündür.

NELER ALINIR

Hasankeyf'te halen 3-4 tane kadar kalmış dokuma tezgahlarında üretilen ve nadiren bulunabilen
'Cav-Mebrum' diye bilinen şeffaf kumaşı, çok zor ama, bulabilirseniz kaçırmayın. Bunun dışnda geleneksel
oya işleri, kilimler gerçekten almaya değer. Batman'da, hala şanslı iseniz, yöresel gümüş işlere bakmadan
geçmeyin. Mutlaka zevkinize uygun birşeyler bulacaksınız.


Ne Yenir ?
Son derece küçük olan Hasankeyf'te yöre yemekleri hamur işleri, bol yağlı et yemekleri ve yöreye özgü
hamur işleri yemek mümkündür. Yörenin taş ekmeği HEVRA'nın ise tadı bambaşkadır.

Yapmadan Ayrılma :
Buralara kadar gelmişken yalnızca Hasankeyf'le bırakma, Mardin'in eski sokak, çarşılarını, dini, tarihi ve
mimari eserlerini, Midyat'ın son derece sevimli mimari ve insanlarını, Cendere Köprüsünün heybetini
görmeden dönme. Hele hele meşhur Mardin mutfağının, badem şekerinin ve cevizli sucuğunun tadına
bakmadan oralara gitmiştim deme. Eh bir de MIRRA içtinmi bu gezinin tadı tamamlanmış olur.
Herşeyden önemlisi ise FOTOĞRAF FOTOĞRAF FOTOĞRAF


kaynakca / Bülent PEHLİVAN "teşekkürlerimizle..."