Fotoğraf Grubumuza katılın
Doğa Grubumuza katılın
Patikatrek organizasyonları Türkü Turizm güvencesi ile yapılmaktadır.
Belge no: 3959
Y.KAVRON YAYLASINDA AĞIR HASAR

1.750 m.rakımda kurulmuş olan Yukarı KAVRON  yaylası Doğu  karadeniz bölgesinden KAÇKAR DAĞLARINA kuzeyden giriş kapısıdır. Yaylada yerleşik nufusun kalabalık olması ve bakkal,lokanta ve pansiyon gibi imkanların bulunması KAÇKAR  (3.932 m.) yolcularının bu kapıyı kullanma sebeblerinin başında gelir.Kaçkar zirve (3.932.m)  tırmanışı yapacak olan  dağcıların dışında; Y.KAVRON yaylası,  çok eski dönemlerden beri  Kuzey-Güney geçiş hattı olarak da yıllarca kullanılmış... Öyle ki,  her yıl   yaptığımız KAÇKAR DAĞLARI TRANS geçişlerimizde bu tarihi yolları  defalarca kullandık. KAVRON Tepe(3.581 m) nin güney yamaçlarında ipek yolu-Kral yolu benzeri büyük kaya kütlelerinin düzgün şekilde döşenmesi ile oluşturulmuş kalıntılara  çok rastladık ve kullandık... Yerleşik halkın yaşlılarından edindiğimiz bilgiler bizi bu yolun Rize'den Erzurum'a uzanan ipek  yolunun bir kolu  olabileceği kanaatine ulaştırdı.

Yukarı Kavron yaylasından erken saatlerde kalkacak olan bir katır kervanı, 3.600 m lik bu yalçın kayalıklar arasındaki geçiş hatlarını kullanarak Güneydeki Sırakonaklar köyüne bir günde ulaşabilir.Sırakonaklar'da bir gecelik dinlenme ile  Çoruh vadisini kullanarak İspir'e ulaşmak toplamda iki - Üç günlük bir  yürüyüş mesafesi.

Yukarı Kavron yaylası son yıllarda hızlı bir nüfus yoğunluğuna ev sahipliği yapmasının yanında HELISKY kullanıcılarının da ilgi  odağı olmaya başlamıştı.HELISKY, Avrupa kıtası üzerinde sayılı mekanlarda kışın yapılan,Helikopter ile yüksek dağların zirvelerine bırakılan kayakcıların zirvelerden aşağı  kaymasına verilen bir spordur.Ancak bu kayak şeklini sıradanlıkdan ayıran bir şey var.Sporcular zirvelerden kaymaya başladıktan sonra onaların arkasından  zirvelerde yüksek düzeyde ses bombaları atarak suni çığlar oluşturulur ve sporcular adeta çığ ile yarışarak  kayarlar.

Olağan dışı şekilde yaratılan  suni çığların çevreye verdiği zarar tartışılmadan bu oluşuma  izin verilmesi çevrecilerin dikkatini de yöreye çekmiş ve iki yıl önce yine bu sayfadan bu satırların yazarı  konunun çevre ve yaban hayatı bakımından incelenerek zarar vermesinin önlenmesini  istemişti. Çünkü o dönem bazı çevrecilerden gelen bilgilere göre, suni çığlar nedeniyle olağan çığ yataklarının değişeceği, yüksek desibelli ses bombalarının  yörede yaşayan  özellikle yaban keçilerinin düşük yapmalarına hatda hamile kalmamalarına kadar uzanacak bir dizi çevre  katliamı oluşturacağı söylenmişti. Yerel halk bu konuda uyarılmış olmasına  rağmen yayla nüfusunun turizm gelirlerine umut bağlaması sonucu  çok da fazla tepki oluşmamıştı.Bu kanaldan elde edilecek Turizm gelirlerinin  yaylada ya da ilçe de yaşayan  yerli  halka  çok fazla  getiri bırakmayacağı,esas geliri organizasyonu yapan İsrail  menşeili firmanın kazanacağı söylenmiş,Yaylanın doğal yapısının korunması ile elde edilecek  turizm gelirlerinin daha fazla olacağı belki defalarca söylenmiş  ama bu  söylemlere itibar edilmemişti...O dönem de mail kutularımıza  düşen mesajları  keşke şimdiya kadar saklayabilmiş olsaydım... Şahsımıza yapılan Küfürlerin dışında  turizmi baltalayan turizm teröristi olduğumuz bile dile getirilmişti.

Bu sabah aldığımız bir haber ise içimizi burktu... Yukarı kavron yaylasında çığ nedeniyle 20 civarında ev  yıkılmış ve bir o  kadar evde de ağır hasar var... Yukarı  Kavron yaylasına her yıl cığ düşer ve evler çığlardan hasar görür... Yerel halk da  evlerini önlem olarak çığ yataklarının dışına kurarak, biraz da dayanıklılığını artırarak önlem almaya çalışırdı...Hasar da hiç bu kadar  çok olmazdı...

Ne diyelim... GECMİŞ OLSUN...Çevreye verdiğimiz zararların boyutu artdığı sürece,çevrenin de bize vereceği zarar bir o kadar artacaktır... Doğa ve çevre ile  barışık yaşamayı öğrendiğimiz anda ise bu zararlar en aza indirgenmiş olacaktır...Bütün bu zararlar bizlerin tesbit edebildikleri... Ya tesbit edilemeyen ve etkileri yıllar sonra ortaya cıkacak olanlara ne demeli ?

Bunları  kulakları yırtacak şekilde yüksek sesle dile getirmek,davulla zurna ile tellal ile duyurmaya devam etmekden başka care yok sanırım...

"Us ile uslanmayanı etmeli tekdir,tekdir ile uslanmayanın hakkı kötekdir..."   Ziya Paşa
 

DİĞER HABER VE DUYURULAR