Fotoğraf Grubumuza katılın
Doğa Grubumuza katılın
Patikatrek organizasyonları Türkü Turizm güvencesi ile yapılmaktadır.
Belge no: 3959
DOĞA YÜRÜYÜŞÜ SADECE YÜRÜMEK MİDİR ?

Soğuk ama pırıl,pırıl bir Pazar’a uyandık…Bir gün öncesinde yağan yağmur,ağaçları,tozlu yolları,şehrin bütün dumanının toplandığı  gökyüzünü adeta yıkamıştı…Masmavi bir gökyüzü karşıladı bizi yeni günde... Yaz mevsimini’in kavurucu sıcaklarından sebep, yok olma  noktasına  gelen yeşil çayırlar,yeniden  yaşama tutunmanın  sevinci içinde  sabah güneşini bir başka yansıtıyordu yüzümüze… Sabuncu beli –Karagöl arasında, araçlardan iner inmez yüzümüze değen buz  gibi soğuk hava, eldivensiz elleri  ceplerle buluştursa da bir süre ısıtmadı…Grup üyelerimizin hemen hepsi yeni,bir çoğu da bizi web sayfamızdan izleyerek, bize güven duyup aramıza katılan arkadaşlarımız.Çoğu da Doğa yürüyüşlerine ilk kez katılıyor… Onları bilgilendirme iletişimini önce sayfamız aracılığı ile kuruyoruz.İlk karşılaşma anında birbirimizi dikkatli gözlerle süzsek de aslında soruların zihinlerde dolaşıp durduğunu çok iyi tahmin ediyoruz.Araç içinde giderken ve sabah çaylarının yudumlandığı an’larda endişelerin yavaş, yavaş da olsa dağıldığını gözlemlemek çok da zor olmuyor.Bu hafta sonu,Grubun  bizim söylemlerimizi aslında çok iyi dinlediğini bir kez daha  gördük,test ettik...Ne kadar çok kalın giysi ile gelmişti herkes…

Sabah güneşi altında, yeşil çimenler üzerinde yapılan  ısınma hareketleri ile  çalışmaya başlayan kaslarımız,nefis manzaralı  ilk yokuşta iyice çalışmaya başladı.Öyle ki, ilk kez ben söylemeden herkes  kalın giysilerini çıkartmış ve şimdi de taşıma telaşındaydılar.

Her Pazar doğa yürüyüşüne başlamadan önce ısınma hareketleri  yaptırmaktan vaz geçemiyorum.Sabah  güneşi altında yaptığımız  kısa sabah sporu esnasında karşıma dizilen ekip arkadaşlarımın hangisinin ne durumda olduğunu gözlemleme ve fikir edinme  şansım oluyor.Bu yüzden bu sabah da içim rahat… Çünkü bu sayede bir çoğunu tanıyorum artık… Kim yürümeye hevesli,kim kaytarıyor,kim iş olsun diye gelmiş veya sabah uykusundan zor vazgeçmiş karşımda dizili yüzlere sırayla baktıkça hepsinin iç dünyasını görebiliyorum…

Uzun bir üç hafta sonrasında doğa yürüyüş  grubumuz ile tekrar bir araya gelmek,aynı temiz havayı solumak, aynı enerji ile günü paylaşmak bana da ayrı bir heyecan ve keyif veriyor… Bize güvenip de arkamızdan gelen, patikalara dizilen,insan sıcaklığı içinde gülerken karşısındakinin içini ısıtan,dost yüzlü onca pozitif insanın bir arada olduğunu görmek, insanım diyen kimi mutlu etmez ki ?...

Yamanlar dağına doğru tırmanırken, kaybolan patikaların nedenini bulmaya çalışıyor ve eskiden ahlat ağaçları ile bezeli olan,küçük çayırlıkların etrafının çalı yığınları ile yine eski usulde çitlerle çevrelenmesini düşünüyordum… Umarım modern tel örgüler ile çevrelendiğini görmeyiz… En son 10 yıl önce geçtiğim bu  patikaların bozulma nedeni, sanırım, insanın daha sağlığında gözünü bürüyen toprak edinme hırsı olsa gerek. Yürüdüğümüz yerler,Orman arazisi dışında kalmış ve üzerlerinde onca aç gözün dolaştığı şu meşhur 2B konumundaki araziler…Yani bundan bir on sene  sonra kim bilir hangi aç  gözlü toprak düşkününe dağ evi veya çiftlik olmayı bekleyen sizin bizim arazilerimiz… Ormanlarına sahip çıkmayan bir orman idaresi teşkilatınız olursa, ya da ormanlarını  koruma  bilincinden uzak  yağmacı bir zihniyet ile yetişmiş bir  nesli ülke yönetmeye  gönderirseniz, kutsal bildiğiniz topraklarınız da satılır,ormanlarınız da yakılır.O güzelim  orman alanlarında, hayvanlarımızın  özgürce dolaşıp otladığı çayırlıklarda yaban mantarları yerine mantar gibi kurulan  dağ evleri,üretim dışı kullanılan güya çiftlik evleri,kibrit kutusu gibi sıralanmış hilkat garibesi, estetikten yoksun konutlar görmeniz de kaçınılmaz olur.

İzmir’in kavurucu sıcaklarından kurtulmak için  başını sokacak bir gölge,nefes alacağı bir su kenarı bulmak için Temmuz sıcağında  kenti terk edip bir serinlik peşine düşen yığınlar o eski tanıdık Karagöl’ü daha çok arar… Bir  zamanlar MİLLİ PARK olan ama beceriksizlerin elinde kaldığı için bugün Milli’liğini kaybedip, gözlerinde dolar amblemleri dolaşan kişilerin eline düşen,eskiden  mutlu aile fertleri ile dolup taşan, bugün ise şehirde  yer bulamayan kaçamak düşkünlerinin sığınma yeri  olma yolunda ilerleyen Karagöl, İzmir’in kuzeyinde Yamanlar dağının  zirvesine yakın çam ve söğüt ağaçlarının gölgesinde bir doğa  harikası(idi)…O doğa  harikası yer ki, bugünlerde acınası bir durumda…

Bir kere göl suyu  nerdeyse 4 m civarında azalmış… Çok değil daha  geçen yıl,zümrüt yeşili sulara salınarak inen söğüt dalları ile göl arasında bir hayli mesafe  kalmış. Yakında  söğütler de kurursa şaşmamak gerek.Göl’ün müdavimleri haline gelen sevimli ördekler artık gölde değil yağmur sularının oluşturduğu küçük  çamurlu su birikintilerinde yüzüyorlar…Sanırım  o çamurlu birikintilerde daha çok beslenme imkanı bulduklarından olsa gerek,gagalarını çamura sokup çıkartıyorlar.Her zaman Göl suyunun durgun yüzeyinde atlayarak yüzdüklerini gördüğümüz o minik  tür balıkların dansını, bu kez bütün gölün etrafını dolaştık ama maalesef göremedik.

İçimizi acıtan bu görüntülere bir de “Para,para…” diye haykırarak üzerimize gelen, alan görevlisinin çirkin yaklaşımı eklenince yemek molasını  göl kıyısında vermekten vazgeçtik.Hatta bundan sonra KARAGÖL’e bir daha hiç  uğramama kararı alarak,biraz yükseldik ve orman içinde güneşin yıkadığı her zamanki çayırlık alanda  mola verdik…

Kamp ateşi başında yenen yemekler,kömür ateşinde kaynatıp demlik, demlik tükettiğimiz sıcak sular bile artık içimizi ısıtmamaya başladığı saatlerde mola yerimizden erken ayrılmak durumunda kaldık. Doğa Yürüyüşümüzün öğleden sonraki parkurunu zaman, zaman rotadan  uzaklaşarak su kaynaklarının  durumunu  gözlemlemeye ayırdık… Karşılaştığımız Çeşmelerin aktığını görmek içimizi bir hayli rahatlattı…

Günün  son ışıklarının körfez üzerinden süzülüp uzaklaştığı saatlerde,içinden yürüdüğümüz sarı ayva bahçelerinde çok farklı tatlar ile tanıştık…

Akşam karanlığının düştüğü saatlerde  yürüyüşümüz sonlanırken  hep  sıcak bir  köy kahvesinin  ve odun sobası etrafında toplanıp kahvede içilen sıcak  çayların  hayalini kurarız… Belki de bütün parkurlarımız arasında “kahvesi olmayan” tek köy olma özelliği olan Çamiçi’nden bu zevkten mahrum kalarak ayrıldık….


Not : Yaz mevsimi süresince biriktirdiğimiz meyve  çekirdeklerini  bu hafta sonu ilk kez toprak ile buluşturmaya başladık…Bundan sonraki haftalarda devam edeceğiz.Doğa yürüyüşlerine gelirken çekirdeklerinizi yanınızda getirmeyi unutmayın…
  

 

DİĞER HABER VE DUYURULAR