Fotoğraf Grubumuza katılın
Doğa Grubumuza katılın
Patikatrek organizasyonları Türkü Turizm güvencesi ile yapılmaktadır.
Belge no: 3959
DOĞA YÜRÜYÜŞÜ NE DEĞİLDİR ?

Doğa Yürüyüşleri dendiği zaman aklınıza ne geliyor bilemem; lakin bu sayfa içindeki Eğitim ve Seminer notları -Yol Hikâyeleri gibi farklı sayfa başlıklarını ziyaret ederek, içeriklerine şöyle bir göz atma imkânı bulduysanız, olabildiğince fazla, ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz. O yüzden bu yazının ilerleyen bölümleri içinde sizinle “Doğa yürüyüşleri ne değildir?” onu paylaşacağım. Bilgi kirliliği yaratmadan tamamen kendi deneyim ve yaşanmışlıklarımızdan derleyerek paylaştığımız bu bilgilerin artık birçok doğa grubu, doğasever ve hatta bu konuyu işleyerek yayın yapan web sayfaları için başvuru-referans, bilgi, kaynakça olarak da paylaşıldığını görebilirsiniz; azıcık araştırmacı yanınız varsa.

 

Bu sayfada okuyacağınız bilgilerin özünde Patikatrek Doğa Sporları Eğitim Merkezinin neredeyse çeyrek asırlık birikimleri var, beğenseniz de, beğenmeseniz de… Bizimle veya herhangi bir grupla bugün yürüdüğünüz birçok patikada ise yirmi yıllık geçmişimizde bize yol arkadaşlığı yapan Can'ların ayak izleri ve alın terleri var… Birçok kişinin telaffuz etmekte zorlandığı ismimiz,  -yani Patikatrek adı -  İzmir coğrafyası içinde, açıp da yürümeyi unuttuğumuz patikalardan ve o patikaların açılmasına katkı koyan, alın teri döken, bugünlerde hala yürüyen-yürümeyen birçok arkadaşımızın anısına duyduğumuz saygıdan esinlenerek oluştu. Bugün yanımızda olsalar da olmasalar da, bu oluşumun ortaya çıkmasına katkı koyan, kalıcılığını sağlamak adına fikir verip öneri sunan, bu sporunun yapılabilirliğini kolaylaştıran herkese minnet borcumuz var; o yüzden Türkiye’nin ilk Marka Tescil Belgeli “Doğa ve Fotoğraf Grubu” olmanın mutluluk ve ayrıcalığını da biliyoruz, sorumluluğunu da… Yapmak gayreti içinde olduğumuz bu sporun gelişmesi yolunda attığımız her adıma el uzatıp destek olan da bizden, dil uzatıp köstek olan da… O dillere acı biber sürecek halimiz yok; ama keşke kolay olanı seçip bizi eleştirirken, bize cevap hakkı vermeyiş sebeplerini de açıklayabilselerdi hitap ettikleri kitleye… Demem o ki, varın siz kırlarda bayırlarda özgürce zıplayan bir tavşan olun; ki hangi avcının masasında meze olursunuz bizim derdimiz değildir; bırakın da biz kendi kabuğu içinde saklanan, usul usul yol alan bir kaplumbağa kalalım…Zor anlarda bizi hayata bağlayan içine saklandığımız kurallar dizinidir sırtımızda taşıdığımız kabuğumuz...


Patikatrek Doğa Sporları Eğitim Merkezi olarak geride bıraktığımız onca yıl içinde, sorumluluğunu yüklendiğimiz misyonun gereği olarak, Doğa Yürüyüşleri Sporunun oturmuş ve kabul görmüş birçok kuralını yazma ayrıcalığı ve bu sporun daha çok kitleye ulaşıp, sevilerek yapılıyor olmasına koyduğumuz katkının da farkındayız; siz bizi tanıyor olsanız da, olmasanız da; biz hep durduğumuz yerin bilinciyle hareket ediyor olacağız merak etmeyin...

 

20 yıla uzanan geçmişimizde, her yeni sezonun başında, ya da sonunda, hem geçmişimizi ve geldiğimiz noktayı anımsamak, hem de geride kalan sezonun kısa bir değerlendirme ve kritiğini yapmayı alışkanlık edindik… Bu yazı ve içeriği de bu kapsamda kalem alındı ki bir övgü, bir payelenmeden çok hakkımızda yapılan eleştirilere cevap olması kadar, öz eleştiri niteliği de taşır…

 

 

Eğer, insanlık tarihi hakkında az da olsa bilgi sahibiyseniz, milyon yıllık süreçte insan-doğa ilişkisi ve insanın doğa ve doğa olaylarına karşı verdiği mücadele ile doğaya egemen olabilme gayret ve çabalarını görürsünüz… Derdimiz o tarihi süreci sil baştan irdelemek değil, lakin onca yıllık süreçte insanlık sizce doğayla sürüp giden bu mücadelesinde başarılı olabilmiş midir? diye sorsam alacağımız cevapların çoğu mesnetsiz ve askıda kalacaktır eminim…

 

Doğayı güçlü ve kalıcı kılan, kendi doğal döngüsü içinde oluşan, gelişen durum ve değişime paralel olarak da kendiliğinden güncellenen kurallarıdır ki, insanı zayıf, gidici kılan ise doğanın kurallarına karşı direnme güdüsü, onu alt edeceğine kendini inandırma aymazlığı, egosu ve kural tanımamışlığıdır… O yüzden insanın iki hayatı vardır; birisi alışık olduğu yerlerde sıradan, her zamanki yaşama alışkanlığı, diğeri de alışık olmadığı coğrafyalarda (yani doğada) bazen mecburiyetten bazen de tesadüfen bulunma durumu… O sebepten hep deriz ve tanımlarız ki doğa sizin yaşamaya alışık olmadığınız ve insana ait unsurların hiç bulunmadığı bir coğrafyadır. Kendi yaşam alanları içindeki konfor ve düzeni sağlamak adına kurallar oluşturan insanın alışık olmadığı coğrafyalarda yani doğada, doğanın gücünü bilmezlik ve onun kurallarına karşı durması, çoğunlukla da kural tanımamışlık hali o insanın bir nevi kendi sonunu hazırlama durumudur…

 

Bir zamanlar, içinde insanın hiç bulunmadığı koca bir doğal coğrafyada, onca yıllık tarihi bir süreçte, sadece kendi güvenli yaşam alanlarını oluşturmakla ömrünü tamamlayan insan unsurunun, büyük resimde doğanın küçücük bir kum tanesi kadar bile olamayacağı gerçeğinin farkına varamayışı ne acıdır…

 

Kendi yaşam alanlarında kendi koyduğu kurallar ve işleyişten sıkılarak, en yakın doğal alanlara kaçıp, oralardaki kural tanımamazlık halini güya “Özgürlük” olarak adlandırma gaflet ve cehaletini varın siz adlandırın ki benimkisi fazlaca acıtan bir tanımlama olmasın… İstediğini, istediği zaman ve istediği yerde, istediği şekilde yapmanın adına “özgürlük” diyebilmek cehaletten öte nedir ki?

 

 

Bütün bunları niye yazdım; bazılarına göre sert, bazılarına göre anlamsız gelebilecek bu hitabet şeklini neden kullandım şaşırmış olabilir, hatta kendinizce buna bir takım anlamlar da yüklemiş olabilirsiniz; bu tamamen sizin algı şekliniz olup, çıkaracağınız sonuçlar da sizi bağlar. Bizimkisi, doğa dediğiniz zaman aklınıza ilk olarak, bin bir çiçekle benzenmiş kırlar, yeşile dönmüş alabildiğince uzanan çayırlar, saçlarınızı tatlı tatlı okşayan ılık bir rüzgâr, uzaktan uzağa kulağınıza gelen kuş sesleri, kekik kokulu yamaçlarda kanat çırpan kelebekler gelmesin diyedir...

 

Günümüzde Tuvalete oturmanın bile bir edep ve kuralı varsa doğaya çıkmanın, doğada güvenli biçimde yol alarak barınmanın yani kısaca doğada bulunmanın ve özelikle de doğaya spor ve keşif amaçlı gitmenin kuralsızlığını aklınıza bile getirmeyin; oturun oturduğunuz yerde… Başınıza en ufak bir hal geldiğinde devletin güvenlik birimlerini de boşuna meşgul etmeyin… Çünkü eğitimli bir doğa sporcusu olağan üstü haller dışında doğada güven içinde yol almayı da gerektiğinde uyum içinde doğada barınmayı da bilir… Kıssadan hisse, gerektiği kadar bilgi, donanım ve eğitime sahip olmadan çok iyi bir arkadaşınız dahi olsa fiziksel, hukuksal, yasal yeterliliğinden emin olmadığınız hiç kimsenin peşine düşerek “saldım çayıra Mevla’m gayıra…” tarzında doğaya çıkmayın… Çıkarsanız sonuçlarına katlanma sorumluluğunu da başkalarına yüklemeyin… Siz siz olun önce doğayı ve doğa sporlarını tanıma eğitimlerine katılın, doğada barınma koşullarını öğrenin, doğada beslenme ve hayatı idame ettirme kurallarını ezberleyin, bir doğa sporcusu için kaybolmak diye bir mevzu olmasa da siz yine de kaybolduğunuza hükmederseniz, ne yapmanızdan çok neleri yapmamanız gerektiğini akılda tutun…

 

Tepenizde dolaşan pamuk yığını gibi ak-pak bulutların hızlı hareketlerinin sonucunda nelerin olabileceğini, suratınızı okşayan serin dağ rüzgârlarının arkasından gelecek olanları iyi hesap edin, dağların doruklarındaki homurtuları iyi okuyun, dağlarda ve doğada güven içinde yol almanın birinci kuralının kuru kalmak olduğunu unutmadan ahmak ıslatan yağmurlarda ıslanma romantizmini aklınıza bile getirmeyin, sahip olduğunuz ekipman ve donanımların doğada güvenli bir şekilde barınma ve hayatta kalma katsayınızı ne kadar etkileyeceğini ve daha bir dizi bilgiyi dağarcığınızda saklayın…

 

Siz siz olun, gerekmediği hallerde doğada ateş yakmayın, yakacaksanız da daha önce ateş yakılmış veya hiçbir habitatın etkilenmeyeceğinden emin olduğunuz alanları kullanın; ateşinizin söndüğünden emin olmadıkça da o bölgeyi kesinlikle terk etmeyin…

 

Yemek-içmek, mangal yapmak amaçlı doğaya çıkıyorsanız bizim kültürümüzde onun adı Pikniktir ve o amaçla tanzim edilmiş alanları kullanın; lakin oralarda dahi her bulduğunuz ağacın dibine üstelik “Benim adım kızılcam 1924 yılında doğdum, lütfen beni yangından koruyun…” diye tabela asılmış olanların, yakınına bile ateş yakmayın… Yakarsanız da adınızın bir “doğa sporcusu” değil, “maganda piknikçi” olacağını unutmayın; ve hele ki, o halinizle gelip sakın ola bir de dağcılık, çevrecilik, doğa sporculuğu dersi vermeye yeltenmeyin bize…

 

 

Doğa Sporlarını gerçekleştirme amaçlı bir araya geldiğiniz doğa sporları kulüp ya da gruplarının her ne kadar sosyal mekânlar olduğu gerçeğini bilseniz de, o çatıların altında sadece bu sporun yapılmasına ve de doğru biçimde yapılıyor olmasına destek verin, başka amaç ve gayeleriniz için bu yapılara halel getirmeyin…

 

Size gerekli olan, Doğa ve Doğa Sporları ya da yapılış biçimleri hakkındaki bilgilerin daha fazlasının neler olduğunu her yeni sezonun başında Patikatrek Doğa Sporları Eğitim Merkezi olarak düzenlediğimiz Eğitim seminerlerinde sizlerle paylaşıyor, o bilgileri edinen herkese kurumsal Üyelik sertifikası vererek doğada gerektiği hallerde kendi başına seyahat etme,barınma beceri ve yeterliliği kazandırmayı amaç ediniyoruz.

 

Eylül gelmeden bize, ya da aidiyet duygusuyla bağlı oldugunuz dernek veya klübe ulaşarak eğitim desteği alabilir, yeni sezona kendinizi yeterlilikle hazırlayarak bu sporu güven içinde yapabilirsiniz…

 

Bütün bir sezon bize güvenerek peşimizden dağlara gelen bu spora gönül veren herkese teşekkürlerimizi yolluyor, yeni sezonda sağlık ve huzur dolu günlerde yeniden birlikte olabilmeyi umut ediyoruz; kalın sağlıcakla, ayağınıza taş değmesin diyerek.

 

Zeynel AYDIN

Patikatrek Doğa Sporları Eğitim Merkezi

DİĞER EĞİTİM VE SEMİNERLER