Fotoğraf Grubumuza katılın
Doğa Grubumuza katılın
Patikatrek organizasyonları Türkü Turizm güvencesi ile yapılmaktadır.
Belge no: 3959
BİR KEŞİF YOLCULUĞU

Doğa yürüyüşü; adı üstünde, doğada, açık alanda, ya tek başımıza ya da grup halinde yapılan, çoğunlukla da piknik alanları çevresinde kent ormanı içinde yapılan gezintilerle karıştırılan günümüzün en popüler sportif uğraşısı…

 

Kent yaşamı içinde bunalan bireyin kente yakın veya uzak ayrımı yapmadan kendisini doğanın kucağına atarak soluk aldığı, doğayı gözlemleyerek mevsimsel dönüşüm ve değişimleri de yerinde gözlemleyerek adeta kendisini yenilediği Pazar kaçamaklarıdır biraz da diyebiliriz Doğa yürüyüşleri için…

 

Sadece Pazar günleri mi yapılır? Tabi ki hayır; uygun zaman ve imkân yaratıldığında her zaman yapılır; ancak bu sporun sağlıklı ve daha keyifli bir şekilde yapılabilmesi ve  (her ne kadar yok veya düşük dense de ) risk unsurunun sıfırlanabilmesi için, kendi içinde öncesi ve sonrasıyla uyulması gereken mutlak zorunlulukları olduğunu da akıldan çıkartmamak gerek.

 

 

Doğa dendiği zaman her ne kadar yemyeşil kırsal yaşam alanları, rengârenk çiçekler ve daha bir dizi göze hoş gelecek tanımlamalar akla gelse de alışık olmadığımız yaşam alanları olması sebebiyle, kişinin kendisine bağlı, bilgi birikimi ve deneyim eksikliği ya da fiziki yetersizlik faktörlerinden beslenen riskleri saymazsak yürüme alanları, çevre faktörleri, iklimsel özelliklerden tutun da doğanın gerçek sahiplerine varıncaya kadar doğal bir çok riski de kendi içinde saklar doğa yürüyüşleri veya doğada yapılan tüm spor faaliyetleri…

 

 

Kısacası; var olduğu günden bu yana, doğanın bir parçası olan ve genlerinde doğayla birlikte yaşama, varlığını onun içinde sürdürme şifreleri mevcut olan insan; Sanayi ve teknoloji devrimiyle birlikte, adına şehir dediği, hem kendine, hem de doğaya zehir kusan kapalı yaşam alanları içine hem ruhunu hem bedenini hapsetmeye, ileri teknoloji kullanımının getirdiği esareti ve yeni yaşam stilini konfor adıyla tanımlamaya başladığı andan itibaren bizzat kendine yalan söyleyerek, hem kendine hem çevreye hem de gelecek nesillere de ihanetinin farkında olmamaya başladı. Varlığının yegane sebebi olan doğadan, çoğunlukla da tahrip boyutunu da aşarak katliam derecesinde onun üstünde hakimiyet kurma cehaleti yüzünden uzaklaşarak geleceğini hızla yok etme eğilimi sergiliyor dersek kimsenin “Hayır” diyeceğini sanmıyorum. Doğadan ve doğal olandan uzaklaşma çabalarımız sonucunda Domates ve patlıcana varıncaya kadar bir dizi gıda, meyve ve sebzenin tarım alanlarında ya da doğal olarak yetiştiğini bilmeyen üstüne üstlük hepsinin büyük marketlerde yetiştirildiğini sanan evlatlarımız oldu bugün; gelişen teknolojinin geliştirdiği gıdaları yiyerek de ya Emperyal ilaç firmalarının gönüllü deney fareleri olduk ya da tekmili birden hastalıklı bir nesil…

 

Doğal olanı anlamak için önce doğayı gözlemlemek, tanımak ve bilmek gerek diyerek çıktığımız bu yolda, doğa yürüyüşü adıyla isimlendirdiğimiz bu etkinlikler, aslında bir keşif yolculuğudur; hem kendini ve kendi sınırlarını, hem de doğayı ve onun koynunda saklanmış gizemleri yerinde görme, keşfetme eylemi. Doğanın içinde ve teknoloji kullanmadan yani teknolojinin son model çoğunlukla da gürültülü motorlu teneke kutuları içinde olmaktan uzak, tamamen doğal bir biçimde yani yürüyerek bir yerden bir yere ulaşma ve bir dizi hareket zorunluluğu olması sebebiyle de insanın doğasına uygun en doğal sportif faaliyetlerdir doğa yürüyüşleri...

 

 

O yüzden diyoruz ki; ey kendini plazaların, apartmanların daha doğrusu tamamen rantiyeci bir yapı mühendisliğinin ürünü olan kibrit kutuları içine hapsederek çevreden kopuk, yaşadığını sanan yeni nesil, kırın zincirlerinizi; yaşam alanlarınız içinde genlerinizden gelen doğa özlemini gidermek için büyüttüğünüz her türlü süs bitkisi soluduğunuz havadan, sizin oksijeninizle beslenir; atın kendinizi doğanın kucağına, azıcık soluk alın; yüzünüze, gözünüze kan gelsin… Doğanın size sağlayacağı bedava yaşama enerjisiyle yıkanarak yeni baştan doğun, sizin deyiminizle “resetleyin” kendinizi; hiç endişe etmeyin; hiçbir ağaç, hiçbir çiçek, hiçbir yosun ve dağların doruklarından bin bir çeşit planktonu bekleyenlere coşkuyla taşıyan hiçbir dere sizden “Kontür” istemeyecek merak etmeyin…

 

Yeter ki unuttuğunuz ya da bilinçli olarak unutturulan yüreğinizdeki sevgi tohumlarını bırakın doğanın koynuna; onun o bereketli havzalarına yeter ki şehir atıklarınızı taşımayın…

 

 

Haydi, yeniden doğaya; işgale, talana, içine etmeye değil, “Uhuletle ve suhuletle  gidilen bir Doğa yürüyüşü ve keşif yolculuğuna diyelim....bir de Doğada bir şey bırakmanız gerekirse sadece ayak izinizi, almanız gerekirse de sadece fotoğrafını alın diyerek…

 

Bir Pazar günü doğada buluşmak umuduyla 

Sevgi ve selam ile

 

Zeynel AYDIN

Patikatrek Doğa Sporları

15.02.2019

DİĞER EĞİTİM VE SEMİNERLER